16 Mayıs 2018 Çarşamba

Hayat,yaşantı aramak değil;kendimizi aramaktır.Cesare Pavase



Hayata kapılarını sımsıkı kapatmış biri olarak ,farklı bir enerji deneyimledim. Aslında çok da fazla ümidim yoktu.Çok tan ön yargılarım konuşmuştu işte bir kaç gün iyi hissedeceksin belki bir kaç hafta ve sonra gene başa döneceksin. Yasemin Polat hanımefendi bunu çok net görmüştü sanırım,kendi teknikleriyle kendime bile itiraf edemediğim bir çok anıyı ve duyguyu uyandırdı. Aslında en çok bu duygularla nasıl başa çıkmam gerektiğini yada aslında (gerekmediğini ) gösterdi. Bunları bir çok şeyi aynı anda hissederken kendime ne kadar haksızlık yaptığımı fark ettim.   Bir çok anlamlar yüklediğim anı yada duygunun öte yanını görmek beni sersemletti.İlk önce derin bir sarsıntı ve  sonrasında bir şaşkınlık ne yani şimdi bu kadar tutunduğum duygular böyle-miymiş bir kabullenmemek bir içimden gelen derin bir huzur büyük bir çalkantıydı. Sonrası ise fırtınadan sonra gelen dinginlik ve huzurdu.   İyi ki bu kampla beraber sizleri tanıma fırsatım olmuş. Bütün kamp arkadaşlarımı tanımak ve onlarla olmakta çok hoş bir mucizeydi.Hepimizin orada olmasının bir anlamı olduğunu çok net hissettim. Bir olmayı dibine kadar yaşadım. Çok keyifli ve huzurluydu. Bilmediğimiz bir bilgi değildi tabii asıl farkı o bilgiyle ne yapmamız gerektiğiydi.
   Farkın dalık bakış açısı ,aydınlanma için gönülden teşekkür ederim.En çok ta An'da kalmak en güzeliydi. 


Sana ;

Sana olan  bunca sevgimin ve aşkımın nedenini merak ediyordun hani gerçekçi bulamıyordun.Sonra bu kadar huzur ve sevgiyi tattığında vicdan deyip kaçtığın zamanları hatırlar mısın ?

Sen aslında hiç sevilmemiş sin böyle bir duyguyu o yüzden anlamayamadın kendine sürekli bir bahaneler buldun. Hiç kimseyi sevmeyi başaramadığın gibi sevilmeyi de başaramıyorsun.Senin bunu görüp anlasan bile  savaşacak gücün yok sen aslında koca bir korkak sın yaşamı bile yaşayamayacak kadar.Boşunaymış bana bunca acılar çektirmen , çok sonra anladım ne yazık ki.






13 Şubat 2018 Salı

sarı laleler




 ''Yüreği nasır tutmuş'' derdi annem.Hiç anlamazdım nasıl olur diye?  hatta komik bile bulurdum.

Kalbin kırıldığında büyük bir şangırtı koparmış sonraları çok acıtmazmış. Öyleymiş.Kalbin ağlarken gözlerinden yaş akmaması ymış ..Hiçbir şey yapmadan öylece durup geçmesini beklemekmiş.


Her geçen gün yeni bir kırgınlığı öğrenmekmiş hayat...bu da beni yıkamaz dediğin her-şeyi yıkıp geçermiş. Artık ağlamıyorum  dediğin her şey de  içim eriyip kül oluyor her seferinde ...

Bilemiyorum ,öğrenemedim galiba kırgınlıkları sarmayı. Hiç bir şey olmamış gibi yürümeyi öğrenemedim.


14 Eylül 2017 Perşembe

25/08/2016 'ya itafen ..



 Yazmasam çatlarım...........

          Duvarların dili yok ki bana cevap versin.Bende yaralarımı bu bembeyaz sayfalara yazarım.Yazmak aslında bir ilaç benim için.Kaderimin belki de en iyi tarafı.İnsanlar ki anlattıklarına seni pişman ederler .Böyle dolar dolar taşarsın.Anlatacak kimsen yokken böyle sayfalar dolusu yazmak istersin.Yaralarımı saklamaktan yoruldum aslında ,ağlamamaya çalışmaktan hadi oradan dik dur ,bunlar senin hatan ya da tecrüben artık büyüdün dik dur demekten kendime.İnsan ne zaman düzelir?Yıllarca bu sorunun cevabını bekliyorum.Büyüdüm gene geçmedi.Bir hayat arkadaşı ile mi düzelecek şimdi her şey ? Komik değil mi? Yani şimdi sadece ben mi böyle düşünüyorum? Gözümü karartıp denedim..Olmadı demek ki bu da çözüm değil.Ne zaman kalp ağrılarım bitecek ki? Sonuçta yaşadıklarımı geri alamam ki.Kişisel gelişim kitapları okuyup bir iki hafta kendimi dizğinlesemde
hani diyorlar ya, büyük puzzle göremiyoruz;vardır bunda da bir hikmet .Tamam artık bunlar da sakinleştirmiyor beni.Gittikçe büyüyor acılarım ve ağrılarım var benim.Hayır insan gittikçe mi yalnızlaşır ?bir de çok komik yalnız ölecekmişim gibi........:) Koca bir hayatı yalnız yaşamışım.Öürken mi değişecek bu durum:) Ben öldükten sonra beni anlasalar ne olur ? Yaşarken anlatamamışım derdi mi?

    Huzur İslamda demişler ,doğru da demişler de hangi zamanda ?hangi çağ diliminde ? Yani şimdi sen istediğin kadar yapmaya çalış ,olmuyor ki dürüst değiliz ,sonra da oku oku oku .........

  Önce hayat tarzımız adaletli olmalı.Sadece vicdanını rahatlatmak için değil zaten bana ihtiyacı yok.Benim O'na ihtiyacım var.Doğru dur ki ezilme yesin.
   Peki ya ailen sevdiklerin ,dostların için yaptığın ya da yapmaya çalıştığın ama hiçbir işe yaramayıp sadece altında ezildiğin fedakarlıklar? Bunu onun için mi yapmalıyım? Bunu ailem için yaşamalıyım? dediğin onca şey ...Elinde saatli bomba gibi patlarsa al sana fedakarlık...Lan oğlum sen kimsin ki? Senin harcın mı bu işler desene? Evet insanoğlu koca bir Hiç 'tir.Bazen bu Hiç'i birşeye dönüştürmeye çalış sanda;aslında daha bir aciz Hiç'tir.İşe yaramak bir şey olmak ister koca bir Hiç bunu yapmaya çalışırken daha bir kimsesizleşir. Yani planlar hiç bir işe yaramaz. Beğen sekte  beğenme sekte kaderin buysa istediğin numarayı yap.Onu değiştiremiyorsun.Birde şu var tabii ;her şeyin kahrını çek,artık tamam benden bir hıyar olmaz dediğin zaman gelsin hayat sunsun sana:) Sonra onu al münasip bir yerine sok diyesi geliyor insanın. Susuzluğun tavan yapmış ,mutasyona uğramışsın al sana su demek; öl demek :) Şimdi biliyorum bana arabesk yapma diyorsun hatta sağlıklısın elin ayağın tutuyor diyorsun.Çok şükür diyorum.Ama ruhumu hasta ettin.O kadar çaresiz bıraktın ki beni yolumu bulmakta zorlandım.İnsanlara iyi insan olsam aptal oldum.Kötü olsam çıkarcı ..gerçi bunu hiç başaramadım ama.Aslında biliyor musun kötü olmak ciddi bir sanat.Gerçekten yani şimdi benden olmaz! Olmuyor:) Bak bu iyi bir şey diye yazmıyorum.O da emek ve ciddi bir performans isteyen bir durum,önünde saygıyla eğilmesi gereken bir durum yani..Aslında çok istediğim bir durum yok;
-İyi işler başarmak
-Kimseye muhtaç olmamak
-Dans edebilmek
-Yazmak (ciddi anlamda)
-Seyahat etmek (Dünya'yı)
-Okumak (istediğim bölümü)
-Ailem konusunda sanırım ümitsiz vakayım,artık onlar için hayal bile kuramıyorum.sanırım bu hallerine alışmak.
-Ve son madde ;gerçekten beni anlayan bir yoldaş.(bu da ümitsiz vaka)  aslında birini bulmak ve yaşamak zor değil asıl ayrıntı ;karşındaki kişinin benimle aynı şeyleri hissedebiliyor olması.(bir durum karşısında alt yazı geçmeden,bu durumları çözmesi anlıyormuş gibi yapıp sonra ben biletini kestiğim anda asıl kahrolduğum nokta hiçbirini anlamamış.Bu tam travmatik bir durum inan bana.Yani zaten ayrılmışın  bir de gerzek seni hiç anlamıyormuş.Hayır amacın nedir?Bu tam travmatik en iyisi hiç girmeyeyim bu konuya..........

     

16 Mayıs 2017 Salı

Hep Beklenen ,hiç olmayan ..


  Düşünüp, farklı yollar deneyip acaba sorun ben de midir deyip kendini yitip bitirmek. Beklentilerin,çabaların ,savaşların hepsi boşuna biliyordum aslında sadece duyunca neden bu kadar şaşırabiliyorum ki insanlara bilemiyorum. Başımı dayayıp ağlamak için bile kimsem yok.Hayatta tek başıma olduğum o kadar çok hissettirildi ki bana.O yüzden bırakıp gitmek istedim.Hep uzaklara belki uzaklarda sarılabileceğim,başarabileceğim,hayat mücadelemde beni destekleyen dostlarım ya da bir ailem olurdu.Biliyorum bu yaşam denilen yolda tek başınayım.Kendi çözümlerimi yine kendim çözmeliyim.Neden hala inciniyorum ki ? dimi neden? bilmiyorum.

24 Ekim 2016 Pazartesi

HEYYY AŞK !...




 Günlerden aşk mı ? Şimdi diyeceklerin kafamda uğulduyor.Evet evet tam da öyle ...Ben iflah olmaz bir aşığım. Şimdi uzmanlara göre bu durum birkaç  farklı açıdan yorumlanabilir. Tabii sen bunlara inanabilirsin.Ben kendi durumumu sana açıklayayım. Pragmatizim akımı ortaya çıkmadan önce insanlar aşkdan , kara sevdadan ölebilirlermiş. Bunun için birçok tedavi yöntemi bulunduğunun ve işe yaradığı düşünülebiliyor.Tabii aslında bunlar tamamen kafamızda  inançlarımız. Gerçek şu ki;
Pragmatizimle birlikte insanlara fayda getirecek herşeyin mubah olduğu inancı işlenmiş.Bu inanç doğrultusunda ,acı veren iklim ve küresel şartlara uygun olmayan ilişki durumlarını bu düzlemde işlemişler.Yani aslında duyguları kandırma yöntemi,bu durumda insanı rahatlatan bir yöntem olmaya başlayınca kara sevda duygusunun üstü örtülmüş.Bana acı veren , beni sevmeyen adamı ben niye seveyim yanılgısı oluşmuş.İşte tam bur da aslında bu yapay bir duygu biçimi.Gerçek duygumuz ,duyulan aşk istemekle gerçekleşen bir duygu biçimi değildir.O yüzden aşk kelimesi de tam bu yüzden 3 harftir.:) anladın sen onu bence.Aşk bizim belirlediğimiz tercih ettiğimiz bir durum değildir. Takıntı hiç değildir.Aşk tarafını seçer ,uçlarda gezmeyi sever,hep bir düşecek misin korkusu yaratır içimizde,Normal bir insan ömründe insan sadece bir kere aşık olabilir ve bu tercih edilebilir bir durum değildir. Siz diğer tüm ilişki biçimlerine farklı tamlamalar yapabilirsiniz.Hep aynı adamı sevebilmenin hayalini kurarız biz iyi kızlar...Şimdi aşk belki yanlış adamın üstünde gittin durdun bilemem ,oda onun  kendine vereceği hesap.

17 Mart 2016 Perşembe

düş ..





      Zaman çok hızlı aksa da ben hep aynı yerdeyim. Büyüdüm değiştim artık diyorum.Acılar insanı büyütürmüş diyorum. Düşünmek istemiyor,hissetmekse hiç istemiyorum.Bir tek senden kaçamadığım yer rüyalarım.Hep aynı soru sana; neden? neden bunu hakkedecek ne yaptım sana ? diye ve ben kan ter içinde uyanıyorum.Sonra o gün seninle yol da yürürken karşımıza çıkan çınar ağacı aklıma geliyor.Kaç yaşındadır diye konuşurken ,Kulağını dayayıp soruyorsun; Hımm 150 yıllık diyor.Bense kahkahalar atıyorum.Ağaçlı yolda yürüyoruz senle ,gene en güzel günlerimizden biriydi.Ne oldu ki bize ben mi çok sevemedim.Sana hissettiremedim mi sevgi mi? Hani insan çok severse her şey değişebilirdi ?Hepsi mi yalandı? Sonra hatırlıyorum;yakamozlu bir geceydi ,tekne de denize karşı oturmuştuk,sen bana şiirler okuyordun,Nazım 'ın şiiri miydi o?

Denizin üstünde ala bulut 
yüzünde gümüş gemi 
içinde sarı balık 
dibinde mavi yosun 
kıyıda bir çıplak adam 
durmuş düşünür. 

Bulut mu olsam, 
gemi mi yoksa? 
Balık mı olsam, 
yosun mu yoksa? .. 
Ne o, ne o, ne o. 
Deniz olunmalı, oğlum, 
bulutuyla, gemisiyle, balığıyla, yosunuyla.

Hatırladın mı?  Sonra deli bir dalga çıkmıştı hani sen elimi sıkı sıkı tutmuştun, düşmeyeyim diye...


Sonra bir gün hani bana sormuştun Ümit Yaşar Oğuzcan şiirilerini okur musun diye? Bir şiirini okumuştun ..Hatırladın mı? 


Gene günlerden bir gün ben deli aşık... beni çok mu seviyorsun demiştin hani? Ben de kızmıştım sana hala nasıl inanmazsın sevgime diye..Ben seni çok sevemedim mi? Ne oldu bilemedim neyi kaçırdım.Bu kadar masum bir şeyi nasıl bu hale getirdik anlayamadım ?

Ben her gece düşlerimde bu soruyla uyanıyorum.Peki sen ?Sen mutlu musun ? Bu kadar bencil olmayı ne ara başardın? Hani sevgi her şeyi değiştirirdi ? Çok mu sevemedim seni ben? Özlemin çok ağır basıyor bazen kızgınlığımı bile...Bu kadar çok üzmek zorunda mıydın beni bilemedim ki?  Bilemedim ki ben sevmeyi mi  başaramadım, demek ki hiç sevilmemiş biri olarak ..Şimdi bir hiç gibi kaldım sevgisiz ,duygusuz,kendime kızgınlıklarımla,kaçıp gideceğim unutacağım diyorum.İnsan gidince kendini de götürüyor ama ben kendimden bu sevgiden nasıl kaçabilirim ki ? Başkaları nasıl yapıyor bilmiyorum ? Çaresiz bıraktın beni.Kolumu kanadımı kırdın.Bu kadar mı kötüydüm bilemedim ki.